top of page

Frej Apartmanı: Pera’da Taşlaşan Aşk ve Mimari

  • Yazarın fotoğrafı: E. Safa Paksoy
    E. Safa Paksoy
  • 15 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

Beyoğlu’nun sokaklarında gezinirken, Şişhane ile Galata’yı birbirine bağlayan yüksek tepelerde, ağır adımlarla yükselen bir yapı vardır: Frej Apartmanı. Bir binadan çok daha fazlasıdır bu; taşlarına, kemerlerine ve pencerelerine dokunan her detayı ile kentin belleğini taşır.

Frej Apartmanı’nın öyküsü, Selim Hanna Frej adlı Beyrutlu bir Levanten aileyle başlar. 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında İstanbul’a kök salan Frejler, bu apartmanı yalnızca bir konut yapısı olarak değil, statülerinin bir simgesi olarak inşa ettirdiler. Söylentilere göre, yapı aile fertlerinin günlük yaşamını karşılamak için planlandı; fakat şehirle, kültürle ve modernleşme arzularıyla da konuşan bir eser olarak kurgulandı.


Zaman içinde yapı, yalnızca bir ev değil; sosyal bağlantıların, ticaretin ve Pera’nın kozmopolit dokusunun bir sahnesi oldu. Sanatçılar, eğitimciler, sosyal elitler bu duvarlar arasından geçtiler. Şişli’nin gölgesi, Karaköy’ün denizi, İstiklal’in adımları ona dokundular.


Mimari açıdan Frej Apartmanı, Art Nouveau, Barok ve neo-klasik öğeleri bir araya getirir. Cephedeki heykelcikler, bitkisel motifler, kabartma detaylar ve ferforje balkon korkulukları zamansız duruşu vurgular. Bina zemin, iki bodrum, giriş katı ve üzerindeki katları kapsayan simetrik düzeniyle tasarlanmıştır. İç merdiven boşluğu, tavan yüksekliği ve pencere dizilimleri, hem ışığı alacak hem de mahremiyet sunacak şekilde planlanmıştır.


Yıllar geçtikçe şehir değişti, yaşam tarzları dönüşüme uğradı. Ama Frej Apartmanı sabit durdu: tıpkı bir kayaya çizilmiş şiir gibi. 20. yüzyılın ortalarında çeşitli sahipler el değiştirdi; koruma altına alındı, restorasyon süreçlerine girdi. Zamanın tahribatını, rüzgarın yağmurun izlerini taşısa da bu bina hâlâ ayakta ve hikâyesini anlatmaya hazır.


Frej Apartmanı, taş bir kabuk değil; içine seçkin yaşamların, geçmişin reflekslerinin, mimarinin ve aşkın harmanlandığı bir arşivdir. Beyoğlu’na bakan her penceresi bir hikâye sunar. O yüzden bu yapı, yalnızca sembolik değil; yaşayan bir kültürel miras olarak durur.


Şehir değişir, insanlar değişir; ama hikâyeler kalır. Biz RealtyONE olarak, sadece metrekaresiyle değil, ruhuyla değer taşıyan yapıları ele alıyoruz.Frej Apartmanı gibi Beyoğlu’nun tarihi miraslarını geleceğe taşımak; yalnızca yatırım değil, bir sorumluluğun ifadesidir.

Daha fazlası için blog serimizi takip edin. Şehrin taşlarına kazılı hikâyeleri birlikte keşfedelim.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page